nobon
Sunday, May 31, 2009
  tasarımcının görevi ve gerçekten ciddiye aldığım bir karakter olarak Derya Baykal

yukarıda: ICON 03.09

Bir mutabakat var deniyor derginin editör yazısında.
Philippe Starck'ın Guardian'a dediklerinden alıntı yapılıyor: " Artık benim gibi süperstar tasarımcılar olmayacak. Gelecek yıllar, mikrostarların zamanı olacak"
Pek çok insan bu fikri destekliyor sanırım. Tasarımın, tasarımcının ne işe yaradığı sorusunu soranlar, kendi yollarını çizenleri, onların ürettiklerini, aktarılarak paylaşılan ( internetten önce bile, çay saatlerinde, gazetelerin verdiği patronlarda, pratik bilgi eklerinde, sokak sohbetlerinde, misafirliklerde) gündelik hayata dair bir kısım bilgilerin (kuru bakliyat kavanozlarının tepelerine artık kumaş ve eski bulaşık eldivenleri ile yapılan kapaklardan, yazlık bir yerde tek katlı bir bina inşaa etmeye) nasıl ürünlere dönüştüğünü göreceklerdir.

Birkaç yıl önce yazdığım bir yazıda, normal vatandaş mimara neden ihtiyaç duysun ki demiştim. Mimar belirli koşullar altında (belirli bir bütçe, olanaklar, olanaksızlıklar vs) o insanın ihtiyacına yönelik olarak diğer herhangi bir kimseden daha fazla ona ne verebilir?

ICON'da editör yazısı şunları belirterek devam ediyor: İnsanlara, kendi çevrelerini ve ürünlerini tasarlamaya yarayan araçlar verildiğinde, tasarımcının rolü artık sadece kitlelere ürünler tasarlamak olarak kalmayacak, aynı zamanda kitlelere kendileri için herhangi birşeyi üretmekte yardımcı olmak da görevi olacak.



Bu durumda sadece Derya Baykal diyorum ve onun kendi çevresinde, kendi kimliğinde ve programında yarattığı hissel ve fiziksel hissiyatın üzerine biraz açık uçlu düşünelim diyorum
Afiyet olsun.

 
  bizim mahalle
tasarlanamayacak olan kimyanın ortalıklarda olduğu gerçeği; biz tasarımcılara ayağımızı denk almamız gerektiğini çok güzel gösteriyor.
eğer arkamızda, tasarımlarımızın etki alanını arttıracak, onları göz önünde tutacak bir medya, araç ya da aracı yoksa; yaşantının kendisinin zalim-gerçek-dobracılığına teslimiz demektir.


bu yüzden, ben anneannemin almak isteyeceği objeler, kullanımlar, şeyler; ya da dedem için cazip olan bir ev tasarlamayı hedefliyorum.
bu ilgi ve etki alanlarının dışında kalınır ve nerde olduğunu bilmeden ukalalığa devam edilirse, hayatın evrenin bu alanındaki gerçekliği olan sokağın gerçek insanı en net ve ağır tavır olarak bizi takmayacaktır.

birşeyler tasarlayan için de en büyük ceza budur herhalde. hiçbirşekilde hiçkimsenin umrunda olunmamak.


sokak, kendi hayatını kendi çeşitlendiriyor. valideçeşme, koyu beşiktaşlı, beşiktaşın şampiyonluk öncesi son maçını sokakta izliyor.
bir dükkanın cephesine bir pano konuluyor, sokak trafiğe kapatılıyor, projeksiyon aleti ve hoparlörler geliyor, kahveden sandalyeler çıkartılıyor ve maç başlıyor!


bunun benzerini sokak daha önce, milli takım maçlarında, pastanenin duvarına projeksiyonu yansıtarak yapmıştı. amcalar teyzeler dedeler, abiler, gençler, yengeler herkes, istediğini alıp gelmiş, sokakta bira, çay, kola içilmiş, çeşitli atıştırmalıklar eşliğinde maç izlenmişti. en ön sırada oturan bir mahalle teyzesi her atakta acayip bir şekilde gerilmiş ve bu gerginliğini de dile getirmişti. maçı sokak ile izleyen bakkalın, maç süresince kapalı tuttuğu bakkal ise, devre olunca açılmış ve gerekli erzak tedariği oradan sağlanmıştı.

sokak acayip.
ayağınızı denk alın, artistler...
 
  karar
Dün akşam, nobon Ege'deki bir sahil kasabasında, kalabalık katılımlı toplantısını gerçekleştirdi.
Toplantını biraz gergin geçtiğini söylemeliyim.
Bezginler, eylemsizliği ve "ne yapsak olmuyor" söylemlerini, ikna edicilik düzeyi çok yüksek şekilde dile getirdiler ve masanın ruhunu akşamın ilk saatlerinde ele geçirdiler.

Bırakmışlığın rahatlığı masaya sinmeye başladığı bir sırada, konuşmalar uzun ama içi boş hale geldiği bir anda; masanın başında sessizce oturan bir katılımcı, kambur oturuşunu hiç değiştirmeden, sadece daha önce masadaki tabağına bakan başını kaldırarak, normalden düşük bir düzeyde ama vurgulu ve akıcı konuşarak, masanın rahatlığını bozmaya başladı.
Bezginler söylenenlere karşı birşeyler söylemek istiyorlar ama bezginliklerinden yapamıyorlardı.
Konuşmanın sonunda masa dönüştü. Daha gergin, ama daha umut dolu, daha eyleme hazır bir ruh hali ile sarhoşluktan önceki son çakır keyf ayık anlara girildi.

karar:
* sanal ortamda paylaşımın giderek attığı bu ortamda, dijital üretimin tüm imkanları ile üretilenlerin yanında, basılı olan, elde yapılan, bedensel olarak paylaşılan öne çıkacak. kıymetli olan odur. üretime devam.
* artık bu tarihten itibaren ikinci aşamaya geçilmiştir.
* yeni rakı yeni seri güzel rakı.
* yoğurtlu semizotuna çok sarımsak koyulmayacak.
* anadolu'ya yönelenecek.

nobon kalabalık kadrosu ile yola devam ediyor.
izlemede kalın.
 
Saturday, May 16, 2009
  sokakta bizim salon etkisi

Beşiktaş sahilinde, çekirdek (çiğdem) kabuklarını temizleyen, belediyeye ait iri elektrik süpürgesi.
Aletin detayları ilginçti ama işin asıl ilgi çekici yanı, aleti kullanan adamın, hiç ses çıkartmadan, milletin altındaki kabukları temizlemesi ve insanların sanki evlerinin salonu süpürülüyormuş gibi, ayaklarını usulca kaldırmalarıydı.


hipnotik bir manzara.
evladım kaldır bakayım ayağını...


 
  katman meselesi

Her konu, kendi alanı içerisinde, ksonsuza yaklaşan bir derinlikle inceltilebilir ve katmanlaştırılabilir. Herhangi bir duruma yönelik ortaya atılan, herhangi bir fikir, ancak eş bağlam içerisindeki diğer bir görüş ile karşılaştırılabilir. Eş konuya, farklı bağlamların içerisinden getirilen açılımlar, tek bir doğru fikir ya da yaklaşımı arayan tartışmalarda anlamsızca çarpıştırılır.

Herhangi bir duruma yönelik farklı çıkarımları, yorumları veya cevapları anlayama yönelik, açık bakışaçıları çerçevesinde yapılan tartışmalarda ise, farklı bağlamların eş bir konuda karşılaşmaları derinliği asla tahmin edilemeyecek, garip, beklenmedik, apaçık, örtük, süprizli katmanlaşmaları beraberinde getirir.

Gereken tek şey, tarifli doğrulukların, kendi bağlamlarında anlamlı olduklarını ve o bağlam içerisinde ve onun çerçevesinde geliştiklerini bilerek "açık" olmaya çalışmaktır. Anlamsız ya da "bu böyle olmaz, olamaz" denilen şeyler, o olumsuzlamanın içinden çıktığı bağlamın gözden kaçırdırdığı, bilerek görmezden geldiği ya da algılamadığı şeyler olabilir.

Tek yapmak gereken şey, içedönük gerçek bir gözlemle kendimize bakmak ve dürüst bir biçimde "açık konum"a geçmektir.

Sonrası, baklava...

[fotograf gece çekilmiştir]



 
Saturday, May 09, 2009
  YAPI FUARI
yapı fuarı, autoshow olmuş.
algı dünyam karıştı.
hiçbir cephe kaplamasını daha önce bu kadar seksi ve hiçbir kadını daha önce bu kadar yalıtkan bulmamıştım.

sektör testesteron damlatıyor.
para para para...
 
Sunday, May 03, 2009
  Ybirey
yaratıcı birey için katlanması en zor olan şey, herhangi bir nedenden dolayı çalışamadığında deneyimlediği, boşluk ve kaybolma hissidir.

Perhaps the most difficult thing for a creative individual to bear is the sense of loss and emptiness experienced when, for some reason or another, he or she cannot work.

Csikszentmihalyi, 1997
 
Saturday, May 02, 2009
  bedri rahmi eyüboğlu
mavi yolculuğa çıkıp kayaya balık çizen adam benim dostumdur.
ne adamsın bedri bey...

 
  proje ( T )
 
  yunus
 
Friday, May 01, 2009
  ıssız
 
  zaman boşluğu

 
  05.09
 
terste noku!!!

nobonik

  • Le Mort
  • god, doesn't have a stick!
  • 2
  • 1
  • Swine Flue
  • la nature au travail
  • ToSarkisWithLove
  • elÇizimiDiyagram
  • mavi bedri rahmi
  • AssoS
  • nobonal

    tasarımlar ve ürünler
    | mimarlıktasarımgrafikfikir |

    design and products
    | architecturedesigngraphicidea |

    nobonometre

    February 2007 March 2007 April 2007 May 2007 July 2007 August 2007 September 2007 October 2007 November 2007 December 2007 January 2008 February 2008 March 2008 April 2008 May 2008 June 2008 July 2008 August 2008 September 2008 October 2008 November 2008 December 2008 January 2009 February 2009 March 2009 April 2009 May 2009 June 2009 July 2009 August 2009 September 2009 October 2009 November 2009






    facebook

    Copyright (c) 2006 nobon nobonnobon.blogspot.com

    nobonnobon.gmail.com

    Powered by Blogger

    free web stats