nobon
Monday, March 31, 2008
  ree!



ree! raflardaki yerini aldı...



 
Saturday, March 29, 2008
  SON DAKİKA


kolun yeri

sabahın erken saatlerinde, helikopter sesleri ile uyanan istanbullular, işte bu ilginç manzarayla karşılaştırlar.
sabah mahmurluğunu üzerlerinden atan kentliler karşılaştıkları manzara hakkında, " hayırlı olsun, demek yetkililerin aklında kolun yeri ile ilgili bir soru işareti yokmuş; gelir gelmez taktılar" şeklinde yorum yaptılar...



 
  !! flaş / flaş !!

İkibindokuz yılının ekiminde, İstanbul’da, ikibinon için bina yapma çılgınlığı, ve sembol üretme yarışı devam ederken, tüm ülke, batıdan gelen bir haberle sarsıldı.

Dünyanın artık güvenilir! bir yer olmadığının daha da anlaşıldığı bir saldırı gerçekleşti. Kimisine göre yarım kalmış bir projenin devamı olan, ama kimsenin üstlenmediği ve sabaha karşı, üzerinde kimsenin bulunmadığı bir saatte gerçekleşen saldırı sonucu; Amerika’nın sembolü özgürlük heykeli, altı parçaya ayrıldı.

Üzerinde bulunduğu adanın zarar görmediği, her parçanın bütün halinde ada üstüne yayıldığı ve ölü ile yaralının olmadığı saldırı sonunda açıklama yapan yetkililer; batı yakasının kapatılmasına kara verdiler.

Yıkılan heykelin yerine yenisinin yapılması için hemen bir proje yarışması açılırken, yetkili mercilerden gelen açıklama yaşamın ve düzenin güçlenerek! olduğu gibi devam edeceğinin göstergesi gibiydi:

“Bazı kaybedilmişlik durumlarından en büyük zaferler doğar!”

Eski heykelin ne yapılacağı konusundaki soruya karşılık yetkililer “bir dönemin simgesi olan bu eseri yeniden birleştirmek, onun varlığına saygısızlık olacaktır. Onun simgesel değerini, bu parçalanma ile arttırmış olan böylesi hain bir saldırıya belki de teşekkür etmek gerekiyor.” diye cevap verdiler. Parçaların ne yapılacağının sorulması üzerine ise aynı yetkili kaynaklar “Müttefiklerimizden gelen öneriler doğrultusunda, biz bu parçalanarak çoğalmış anlamı, özgürlük heykelinin parçalarını, onların ülkelerine gönderip, heykelin müttefiklerimizde yeniden doğmasını sağlamaya karar verdik. Altı parçanın beşi her bir kıtaya dağıtılarak orda yeni anlamlarla, eski anlamını da içererek yeniden doğacak. Altıncı parça olan meşale tutan kol ise, kıtaları birleştiren bir kente sahip önemli müttefikimiz Türkiye’ye yollanacak. Parçaların ilki, yani meşale taşıyan kol, hemen yarın, yani gerçekleşen bu hazin saldırının iki gün ardından, derhal, kararlılığımızın simgesi olarak önemli müttefikimiz Türkiye’ye doğru yola çıkacak. Meşale taşıyan kol artık orda aydınlığın ve küresel demokrasi düşüncelerimizin simgesi olarak parlayacak.” şeklinde cevap verdiler.

Parçaların, bir ücret karşılığında mı yoksa, hibe olarak mı ülkelere dağıtıldığı akıllarda soru işareti olarak dururken, Türkiye’deki mali çevrelere yakın kaynakların, Amerika’ya yüksek miktarda bir para transferinin hemen bu açıklamalar ardından gerçekleştiğini belirtmesi üzerine, akıllardaki soru işaretleri daha da çoğaldı.

Şüphesiz, ikibinon avrupa kültür başkenti olma durumu öncesindeki bu simgesel destek, İstanbul’daki hevesli çevrelerde ve Amerika’ya yakın mecralarda sevinç ve heyecan yaratırken, akıllara unutulmayan eski söylemleri getirdi. Türkiye, küçük Amerika. Artık kollu ve meşaleli...

Yeni yazı dizisi:

Peki kol nereye yerleştirilecek?!

Yakında...

 
Wednesday, March 26, 2008
  PoMTi
 
  moda

2008-2009 yaz ve kış modası
nda bizans esintileri
[ unisex ]
 
Wednesday, March 05, 2008
  ! g_i_diy_or_uz !




 
  platophysical
 
Tuesday, March 04, 2008
  [ uzun yol ]
 
  gaipten keslen!
 
Monday, March 03, 2008
  imkan




tüm malzeme önünde, bir heykelin imkansızlığı ile beklemek; sadece heykelsen affedilebilir...

 
  geridönüşüm
 
  genişletmenin dayanılmaz hafifliği
 
  kaynaşık yaşamlar



Kaynaşık, beraber, yan yana yaşantılar = seçilmiş yaşantılar.

Beraber yaşama, ortak kültür, mozaik, alaşım vs vs.

Hepsi tanımlayanları ile anlaşır hale gelen tanımlar. Tanımları karşılaştırdıkça, benzer düzeyde ortak yaşama tanımlarının birbirlerini nasıl dışladıklarını görmek olası.

Stavro Bey’in Boyacıköy’deki evi. Büyük bahçenin içindeki iri kitleli bina, kendini uzaktan, yanından; her yerden belli ediyor. Büyük pencerelerinin gerisindeki giyotin perdeler, eskimiş bir hala kullanırlılık halini düşündürtüyor. Giriş kapısının tersinden yaklaştığım evin, giriş yönüne doğru gidiyorum. Giriş kapısı bugün dahi yaşanıldığını anlatıyor; boyası canlı ve gece bugüne ait bir aydınlatma ile aydınlanıyor. İnsan girişin canlılığını görünce sanki binanın geri kalanının özellikle mevcut haliyle bırakıldığı hissine kapılıyor.

Belki öyle belki değil.

Bilmiyorum.

Stavronun, Mikail, Ahmet ve Garo ile birlikteki geçmişini geçmişi yapan İstanbul tarih yazını, parlak cümlelerle bezediği o zamanların anlatılarını bugüne capcanlı yazıyor. Kent içindeki öylesi hayatlar ise sahipleri kadar yaşlı güçsüz ve yok olmaya yüz tutmuş durumda.

Yazında seçilmiş canlılık.

Sürekli elektroşok.

İnsan düşünmeden edemiyor.

Geçmişi yaşatan geçmişin yaşanmışlıkları mı, yoksa bizim geleceği nasıl kurgulamak istediğimiz üzerinden şekillenen, geleceğe yönelik bağlantı kurgusu mu?

Ya da daha can alıcı olan diğer ihtimal; bugüne umutlanmak için, bugünü canlı kılacak bir geçmiş kurgusu mu?

Yaşantı, yaşamda kendi yanıtlarını gösteriyor; görmek isteyene.

Boyacıköy sırtlarında yürürken, ortasında kendi boyutlarına göre orantısız küçüklükte bir çeşmeyle tanımlı meydana denk geliyorum.

Yuvarlak, sessiz meydan oldukça geniş, çevresinde büyük evler var. Bilmediğim bir hikayenin sonucu oluşmuş bu meydandan yukarıya doğru aksı izleyerek yürüyorum. Bir başka çeşmeyle tanımlanmış, bu sefer çeşmesine küçük kalmış olan yeni bir meydana geldiğimde, artık Reşitpaşa’ya varmış oluyorum.

Burda Stavro Bey yok.

Ama Elazığ sofrası, Kahramanmaraş lahmacun, antep bakkalı....var.

Başka bir beraber yaşantı, başka bir yaşantı zenginliği kurgusu. Bir yazılmamış, gösterilmeyen, kayıtta sevilmeyen bir bugün. Eskiden mutlaka farklı ama, zengin bir birliktelik ya da yanyanalık.

İnsan düşünmeden edemiyor. Geçmişi yaşatan geçmişin yaşanmışlıkları mı, yoksa bizim geleceği nasıl kurgulamak istediğimiz üzerinden şekillenen, geleceğe yönelik bağlantı kurgusu mu?

Ya da daha can alıcı olan diğer ihtimal; bugüne umutlanmak için, bugünü canlı kılacak bir geçmiş kurgusu mu?

Kaynaşık, beraber, yan yana yaşantılar = seçilmiş yaşantılar.




 
  03.08
 
terste noku!!!

nobonik

  • Le Mort
  • god, doesn't have a stick!
  • 2
  • 1
  • Swine Flue
  • la nature au travail
  • ToSarkisWithLove
  • elÇizimiDiyagram
  • mavi bedri rahmi
  • AssoS
  • nobonal

    tasarımlar ve ürünler
    | mimarlıktasarımgrafikfikir |

    design and products
    | architecturedesigngraphicidea |

    nobonometre

    February 2007 March 2007 April 2007 May 2007 July 2007 August 2007 September 2007 October 2007 November 2007 December 2007 January 2008 February 2008 March 2008 April 2008 May 2008 June 2008 July 2008 August 2008 September 2008 October 2008 November 2008 December 2008 January 2009 February 2009 March 2009 April 2009 May 2009 June 2009 July 2009 August 2009 September 2009 October 2009 November 2009






    facebook

    Copyright (c) 2006 nobon nobonnobon.blogspot.com

    nobonnobon.gmail.com

    Powered by Blogger

    free web stats